BURADASINIZ
Anasayfa > TÜRKİYE > Ralli TR > Gökhan Saraçoğlu; “Nerede o ruh, nerede o heyecan!”

Gökhan Saraçoğlu; “Nerede o ruh, nerede o heyecan!”

Dostlar çoğunuz bilirsiniz ben rallinin sportif yanının dışında sosyal, kültürel tarafıyla daha çok ilgilenirim. Yine bu duygular içinde birşeyler karalamak arzusuyla yanıp tutuşurken bir Pazar sabahı uzun zamandır beklediğim bir misafiri posta kutusunda buldum. Bu misafir Türkiye’de otomobil sporlarıyla alakalı yazılmış bildiğim kadarıyla ilk yazılı doküman olan değerli büyüğümüz Akgün Tekin tarafından kaleme alınmış “ Başlangıçtan Bugüne Anılarla Türk Otomobil Sporu “ kitabının orjinal baskısıydı. Günaydın Gazetesi nam-ı diğer Veb Ofset tarafından 1984 yılında basılmış bu yayın maalesef yıllar içinde unutulmuş gitmiş. Tıpkı bu sporun gelişimi için tarihi önem taşıyan Günaydın Gazetesi gibi.

1968 yılında ilk “Türkiye Rallisi” ( Türkiye Rallysi ) yani halk ağzındaki adıyla “Trakya Rallisi”nin ardından genç Türkiye Cumhuriyeti’nde otomobil sporları özellikle de ralli branşı adına büyük bir adım daha atıldı. Bu adım şuan benim yaşıtlarımın da ucundan yakalama fırsatı bulduğu “Günaydın Türkiye Ralli”leriydi. Bugün, 1972 yılının Haziran ayında ilk startını alan “Veb Ofset Türkiye Rallisi” ya da  meşhur “Günaydın Türkiye Ralli”’leri günlerine bir göz atalım istedim. Günaydın Ralli’leri otomobil sporumuzun değerli büyüğü Ali Sipahi’nin bir projesi olarak ortaya çıkmış ve Günaydın Yayın Grubu’nun desteği ile 1972 ila 1992 yılları arasında düzenlenmiştir. 1972 yılının Şubat ayında Ali Sipahi’nin Vahit Çelikbaş’a teslim ettiği proje otomobil sporumuz için mihenk taşı olmuştur.  Günaydın Gazetesi Yönetim Kurulu ve Berkan Kılıç’ın onayı ile hayata geçmiştir. 1972 – 1976 yılları arasında sadece yerli üretim otomobillerin katılabildiği ralli 1978 yılında Balkan şampiyonasına , 1983 yılında ise Avrupa Ralli şampiyonasına puan vermeye başladı. Bana göre Türkiye’de otomobil sporlarının gelişimi adına yapılmış en büyük organizasyondur. Berkan Kılıç ağabey anılarında o yıllarda gece dahil insanların davullarla, zurnalarla otomobilleri yollarda beklediğini söyler. Şimdilerde ise AVM dediğimiz kalabalık alışveriş merkezlerinden start alınmasa otomobil yarışından, ralliden hatta böyle bir sporun varlığından habersiz bir halka sporumuzu anlatmaya çalışıyoruz.

Peki ama ne eksik ? Kanımca eksik olan bu işi heyecanlı kılan ruhu, halka taşıyamamak. O ruhun ne olduğunu anlatmak için Akgün Tekin ağabey’in kitabından destek alalım isterseniz. İlk düzenlenen 1972 Veb Ofset Türkiye Rallisi’nin start aldığı gün ile ilgili Bab-ı ali’nin jön gazetecilerinden Gündüz Serdengeçti’nin o günle ilgili söylemini aynen aktarıyorum: “Kadıköy adeta bir bayram günü yaşıyordu. Rengarenk Ralli Kızları, ellerindeki renkli ralli bayrakları ile yolları çiçek bahçesine çevirmişti. Belediye bandosunun çaldığı marşlarla izleyiciler adeta coşmuştu. Start, Fenerbahçe’nin Kızıltopraktaki antrenman sahasından verilecekti. Hava müthiş sıcaktı. İstanbul ender görülen bir yazı yaşıyordu. Alan hınca hınç doluydu. Başlangıcı fotoğraflamakta güçlük çekiyorduk. Saatlerin 12.00’yi gösterdiği anda start bayrağı indi. Aman Allah’ım..; Ne müthiş tezahürattı o… Alkışlar, çığlıklar, ıslıklar arasında ilk araba hedefe giden bir ok gibi fırladı…”. Kaybettiğimiz ruh ve heyecan bu işte, bu heyecanı gerek medya gerekse kamuoyu gözünde yeniden yakalamadığımız sürece Türkiye’de otomobil sporlarının ileri seviyeye ulaşması mümkün görünmüyor. 2002 yılından bugüne yaklaşık 40 civarı start aldım bunların içinde Taksim meydanı, Metrocity,  Kozyatağı Carrefour, İzmir Atatürk Meydanı vs. kalabalık yerlerden halkın içinden start aldığımız mekanlarda oldu ama kimsenin bizleri görmek için birbiriyle yarıştığını görmedim. Hatta işin üzücü yanı kimsenin dönüp bakmadığı zamanlar oldu. Hadi bizler amatörüz arkalardan start alıyoruz fakat aynı şeyi önden start alan ağabeylerimiz içinde geçerliydi. Özel Etapları ise zaten sizler benden daha iyi biliyorsunuz, biz bize yarış seyretmeye devam ediyoruz.

Zaman zaman bir çok rallici büyüğümüzle sohbet etme imkanı buluyorum. Sağolsunlar bizi iş yerlerine, evlerine, sofralarına kabul ediyorlar ve israrlarımızı kırmayıp eski günleri anlatıyorlar. Geçtiğimiz günlerde dostum Aras Dinçer’le Emin Ali Sipahi ağabeyimizi iş yerinde ziyaret edip bol bol eskilerden hikayeler dinledik. Rahmetli Ali Sipahi’den, Sahra’yı geçen Murat 124’e, Tofaş Takım Direktörlüğü’nden Mazda 323 Turbo’lu günlere kadar konuştuk. Sohbetin sonunda Emin Ali Ağabey bizi uğurlarken bu eski anıların hiçbir değeri olmadığı için üzüldüğünü söyledi. Bunun üzerine biz de bu anıların çok değerli olduğunu, yanlızca birilerinin bunları yeni nesile anlatması gerektiğini bu noktada ise işin bize düştüğünü bir şekilde sonraki jenerasyona bu bilgileri akataracağımızı söyledik ve Emin Ali Ağabey çok memnun oldu. Düşünün ki Türkiye’de rallinin atası sayılan rahmetli Ali Sipahi’nin oğlu, bir dönem Tofaş Takım Direktörlüğünü yapmış eski bir sporcu ve ralli sevdalısı Emin Ali Sipahi bile sporun eski değerini kaybettiğini düşünüyor.

O zaman yapmamız gereken geçmiş ile gelecek arasındaki yıkık köprüleri yeniden inşa edip sporun üzerindeki ölü toprağını silkelemeliyiz. Bu nasıl olacak derseniz geçmişteki kırgınlıkları, küslükleri unutarak genci, yaşlısı, aktif yarışan, yarışmayan herkes bu işin bir ucundan tutacak ve ayağa kaldıracağız. Bunu yapmak için de eski yeni tüm rallicilerin katılımını sağlayacak şampiyona dışı veya özel kupa dahilinde seyircinin ilgisini çekecek ralliler yapacağız. Eski ralli meraklıları eski kurtları seyretmeye, eski kurtlar yenilerin bileğini bükmeye çalışacak, yeni ralliciler ise rüştlerini ispat için katılacaklar. Bunu yapmak memleketin ekonomik durumu göze alındığında tabi ki kolay değil. Eski günlerde olduğu gibi sigara devleri veya Günaydın Gazetesi gibi büyük sponsorlar artık olmadığından bu işler iyice zorlaştı.  Fakat uzun vadeli ve doğru pojeler ile federasyonumuz önderliğinde yapılacak girişimlerle spora yeni firmalar kazandırılabileceğini düşünüyorum. Ayrıca kıt kaynaklarımızın da doğru şekilde kullanılması gerekmekte.  Bu noktada yeri gelmişken bir konuya daha temas etmek istiyorum. Belki başkanımız Serkan Yazıcı ağabeyim ve şuanki federasyon yöneticileri bana kızacak ama dost acı söyler, lütfen kusura bakmasınlar.

Türkiye’de Dünya Ralli Şampiyonası’nın (WRC) bir ayağının yeniden düzenlenmesi konuşuluyor hatta başvurumuz da yapıldı, hatta bu yıl yapılmasına ramak kalmıştı, fakat reddedildi.  Nasıl oldu neden oldu, o ayrı bir hikaye işin o kısmına önümüzdeki günlerde değineceğiz. Hiç kuşkusuz Dünya Ralli Şampiyonası’nın bir ayağını ülkemizde düzenlenmesi ülke tanıtımı için çok çok önemli. Ve biz meraklıları için bulunmaz fırsat. Ben iki defa seyretme bir defa da start alma şansı yakaladığım için kendimi şanslı hissediyorum.  Fakat üzülerek belirtmeliyim ki,  o kulvarda yarışacak sporcumuz olmadığı sürece halkın geri kalanı için Dünya Ralli Şampiyonası’nın bir ayağının Türkiye’de yapılması hiç bir anlam ifade etmiyor ve etmeyecek. Bunun yanında Türkiye’de aktif yarışan sporculara bir şey kazandırmayacaktır. Bu kulvarda bir sporcu yetiştirmek içinse yeni sporcuların gelişmesine imkan sağlayacak düşük bütçeli amatör yarışlar yapabilmekten geçiyor. Türkiye’de Ralli, yılda sadece 7 yarış yapabilen küçük bir şampiyona. Böyle bir ülkede sporun  gelişmesi için, Dünya Ralli Şampiyonası’nda yarışacak yerel bir kahraman yetiştirebilmek için WRC’nin bir ayağının  düzenlenmesi maalesef ki  ileri adım değildir.

Başkanımız sporun  içeriğinin genişletilmesi gerektiğini söylüyor ve kendisini tüm kalbimle destekliyorum. Fakat buna karşılık binbir emek ve yıllar süren mücadele ile hayata geçirilmiş ve başarılı olmuş alternatif bir ralli organizasyonu olan “Tosfed Ralli Kupası” her nedense kendileri yönetime gelir gelmez kaldırılmıştır. Yapıldığı iki sezon boyunca amatörden, profesyonele, Grup H’dan, Historic’e tüm yarışmacı ve otomobil kategorilerini kucaklayan ve yapıldığı iki sezon içerisinde ortalama 40 otomobil katılımı ile gerçekleşen bir kupanın kaldırılması sporun genişletilmesini arzu eden bir yönetimle tezat oluşturmaktadır. Bu tip ucuz bütçeli kısa sprint rallilere yeni sporcuların yetişmesi için ihtiyacımız var. Geçmiş yıllarda başta  “Castrol“ olmak üzere çeşitli sponsorluklar adı altında yapılan “İstanbul Mahalli Ralli Şampiyona”ları bugün Türkiye Ralli Şampiyonası’nda boy gösteren bir çok isimin bu spora ilk adım attığı yer olmuştur. Sevgili dostlar Amerika’nın yeniden keşfedilmesine gerek yoktur. Bu ülkede 1968 ila 2000 yılları arasında tüm zorluklara rağmen bu spor yapılmış ve belli bir seviyeye gelmiştir.  Var mısınız yeniden Ali Sipahi, Renç Koçibey, Ayhan Tokyay gibi ağabeylerimizin adına mahalli rallilere, tırmanmalara, ralli-kroslara katılmaya, var mısınız o ruhu yeniden canlandırmaya…

Saygı ve sevgilerimle, esen kalın…

GÖKHAN SARAÇOĞLU

Top
mobil porno brazzers