Hitit Rallisi’nde, Pazar sabahı o güzel etaplara başlarken, her şeyin çok daha farklı olacağını düşünüyordum ama maalesef, beklemediğimiz sorunlarla karşılaştık. İlk özel etaptan itibaren çok sert süspansiyon problemimiz vardı; bir de otomobilde gereksiz ve tuhaf bir kayma eğilimi söz konusuydu. Bu yüzden ilk etaplar bizim için çok sıkıntılı oldu. Özellikle üçüncü etapta yolun üstünde kalmak için epey bir çaba sarf ederek servise gelebildik. Süspansiyonu ve viraj demirini yumuşatınca daha iyi bir sonuç alacağımızı umarak yola çıktık. Bu yumuşama ile birlikte bir miktar düzelmeyi hissetmekle birlikte, ya kilit kırıldı veya viskozda bir sorun var endişesi ile otomobilde daha kötü bir tutunma, yolda durabilme sıkıntısı ile yüzleştik. Punto’muz, tuhaf bir şekilde kayıyor ve bir çok yerde arkadan itişli otomobil gibi gidiyordu. Bu arıza bizi, 4 ve 5’nci etaplarda iki kere çok ciddi şekilde yoldan çıkardı. 2 incisinde eksenimiz etrafında ters döndük, stop ettik, zor çalıştırdık, geri geri gittik, etabın çok dar iniş kısmında yola tekrar geri dönmeye çalıştık.. Otomobilimiz gereksiz kayma ve kilitlenme hareketleri yapmaya daha da kötüleşerek devam etti. Sonuçta, 6’ncı etabı sırf finişe gelmek için geçtik.
Pimin kırıldı
Görebildiğimiz ve de anlayabildiğimiz kadarıyla görebildiğmiz kadarıyla sol ön aksı sol ön aksın viskoza girdiği yerdeki tutan pimin kırıldığını tespit ettik.. Düzeltme sonrasında sorunun bundan kaynaklandığını düşünerek, son lup için, deneme amacıyla parkura geri döndük. Sonuçta test yapmak ve arabayı tanımak için de buradaydık. Bu arada başka farklı sorunlar da vardı, yalnızca aks ile sınırlı değildi, otomobilin arka yürüyeni ile de ilgili şikayetlerimiz oldu.
Anlaşıldığı kadarıyla traversin burçlara bağlantıları ve burçlar kırılmış, tam diferansiyelin bağlantı noktasından ve diferansiyel boşa çıkmış. Diferansiyel boşta olduğu için çok rahatsız edici ses de yapıyordu zaten. Sorunlarımız, kullanımla veya servisle alakalı değildi. Sonuçta her şey olabilir , mekanik spor diyoruz, her şeyi sıfır da koysan, yine de bir şey olma şansı her zaman için var.
Yol haritamız sabit
Hitit’in sonucu bizim için çok şey değiştirmeyecek, çünkü bizim yol haritamız sabit! Bu sene, işe güce çok odaklı olduğumuz bir sene. Dünyadaki krizden dolayı işimize gücümüze çok odaklanmamız gerekiyor. Ayrıca, hep belirtmiş olduğumuz gibi bu sene otomobili mümkün olduğunca tanımaya çalışacağımız bir sene, her ne kadar hep zaman darlığı çekmiş olsak da. Önümüzde Kocaeli Rallisi var, hiç olmazsa Ralli Şampiyonasının bu son yarışı için, daha iyi hazırlanmak adına birtakım yenilikçi düşüncelerimiz de mevcut.
Çalışmak, İtalya’da ve burada testler yapmak gibi planlarımız var ve kısmet olursa bütün bunları yapacağız. İşin ehli kişilerle de çalışacağız mutlaka. Daha önce ayıramadığım zamanı Kasım ayından itibaren ayırabileceğim inşallah. İş olarak Kasım ayından itibaren rahatlayacak ve daha fazla zamanımı bu işe verebileceğim diye düşünüyorum.
Markaya saygım sonsuz
Grande Punto S2000’i severek kullanmaya çalışıyorum. Çok severek bünyemize aldığımız bir otomobil. Markaya da çok büyük saygı duyuyorum. Artık beraber yarışacağımız Kaan ise, hem çok iyi bir dost-kardeş hem de zaten dört dörtlük bir co-pilot. Şu anda tek sorun benim eksikliklerim, benim otomobile adaptasyon ile alakalı gerekli zamanı ayıramamış olmam en önemli sorunumuz.
Bu arada, benim 12 sene sonra ralli parkurlarına çıkmış olmam da önemli. Son iki yılda tırmanmalara girer ve hep tek kişi yarışırdım. Ralli ise çok farklı bir disiplin ve bir sürekliliğin içerisine girdik. Bu sene eksikliklerimizi görmek ve fiziksel ve mental anlamda kendimizi önümüzdeki seneye hazırlamamız için neler yapılması gerektiğinin ön etüdünü yapıyoruz.
25 Yıl sonra yeniden Bolu’da..
Hitit’ten geriye aklımda kalanların başında ; 25 sene sonra tekrar burada olmak, burada yarışabiliyor olmak, geliyor. Etaplar oldukça hızlı ve güzel etaplar idi. Ayrıca parkurlardaki çok değerli genç pilotlarımızı beğeni ile izliyorum, Yağız olsun, Burak ve Serhat olsun hepsini çok takdirle gözlemliyorum, bu genç kardeşlerimle 25 sene sonra burada tekrar olarak aynı çevreyi ve de yarışma ortamını paylaşmak bile çok güzel.
Buradaki ortam, yollar ve çevre oldukça değişmiş; 1980’li yıllarda Kaplıca-Seben-Kıbrısçık etapları tamamıyla topraktı, ki bu yollar şimdi bağlantı olarak kullanılan asfalt yollarıydı, özellikle Kaplıca-Seben etabı tek etap olarak 50-52 km geçilirdi ve efsane etaplardan biri sayılırdı. Yarışın organizasyonu, genel ilgi, şehir içindeki start noktası vs. dahil her şeyi çok beğendim. ANOK’u kutluyorum, umarım bu başarılarının önümüzdeki senelerde de daha da iyileşerek devamına şahit oluruz.
COPYRIGHT 2009 ACAR RACING