2012 sezonunun henüz ortasını bile bulmamışken, yaşanan gelişmeler 2013’ün şimdiden bal tadında olacağının sinyallerini veriyor. Elbet ki son günlerin en dikkat çeken gelişmesi Latvala’nın Volkswagen ile flört ederek oynadığı kumar.
Geçen haftalarda yazdığım bir haberde, Jari Matti Latvala ve menajeri Timo Jouhki’nin tehlikeli bir oyunla sezon sonu M-Sport ile bitecek olan sözleşmelerini daha değerli hale getirmeye çalıştığından bahsetmiştim. Fakat evdeki hesap bu kez tutmayacak gibi. Latvala haftasonu kayak yaparken sol köprücük kemiğini kırarak ameliyat olmuş ve Ford Takımı’nı Arjantin’de yalnız bırakmıştı. Herkes Ford’un M-Sport’un sözleşmeli pilotlarından ya da Fiesta WRC’de tecrübeli isimlerden birini seçmesi beklerken, Malcolm Wilson sürpriz biçimde David Richards’ın kapısını çalıp, 28 yaşındaki İspanyol pilot Daniel Sordo’yu istedi. Kapalı kapılardan ardında süren pazarlıklar hızlıca sonuçlansa da, Ford Takım Şefi Wilson açıklamayı ancak dün yaptı. Sordo, resmen Arjantin Rallisi’nde Mavi Oval’ın renklerinde yarışacaktı. Şimdi işin hikaye kısmından gerçeklere geçelim.
Latvala sezon başından beri konsantrasyon sorunu yaşıyor. Nedeni sezon sonu bitecek sözleşme, Petter Solberg gibi bir şampiyonun önünde bir numara olma, Loeb’ü geçme baskıları altında eziliyor olabilir. Ama yıllardır WRC’de yarışan profesyonel bir pilotun start aldığı dört yarışın üçünde beceriksizce yarış dışı kalması kariyerindeki inişin habercisidir. Finli pilot çok hızlı bir isim olmasına rağmen, basit hatalar yapmaktan geri kalmıyor. Çakal menajeri Jouhki de 2013 için rest çekerek, Ford olmazsa Volkswagen kumarını oynuyor. İşin sonu ne yazık ki farklı bitecek gibi. Volkswagen Motorsport şefi Kris Nissen Latvala’nın takımla görüşmesine alaycı bir üslupla yaklaşarak ,”Latvala’nın da bizimle ilgilenmesi ne güzel” demesi sezon sonunda Finli’nin ortada kalacağına işaret oldu.
Latvala nasıl mı ortada kalır? Basit. Şu an bütün kozlar Sordo’nun elinde. Tabi önce kısaca İspanyoldan bahsetmek gerek. Daniel Sordo 1983 Kuzey İspanya doğumlu bir pilot. Yakın arkadaşları tarafından sakin, uyumlu ve inatçı olarak tanımlanan biri. 12 yaşında motokros ile başladı motorsporlarında zirveye giden yola 2003 WRC sezonundaki Katalunya Rallisi ile başladı. Kısa zamanda Citroen tarafından keşfedilerek 2005 sezonunda J-WRC takımında Kronos adına Citroen C2 Super1600 ile yarışmaya başladı. 2006 sezonunda Citroen Xsara WRC ile fabrika koltuğuna ısınan İspanyol, 2007’den 2010 yılına kadar Citroen C4 WRC’de Loeb’ün takım arkadaşlığını yaptı. 2011 sezonunda Ogier’in koltuğuna geçmesi ile Mini’ye geçen Sordo, hala WRC’nin en hızlı isimlerinden biri. Bunu geçtiğimiz sezon eşit güçte olmadığı rakiplerine kök söktürmesinden anlamak mümkün.
Günümüze geri dönünce; Sordo dün itibari ile M-Sport’un tesislerinde üç günlük Fiesta WRC’ye alışma testlerine başladı. Arjantin’de alacağı olası podyum ya da yüksek puanlar İspanyol’un 2013’de Ford koltuğunu garantileyecektir. Bunun nasıl olacağına gelirsek. Malcolm Wilson ve David Richards’ın eskiye dayanan ilişkilerine bakmak yeterli. Wilson en son 2006’da Aston Martin’in Richards’ın başında olduğu gruba satılmasında Ford cephesinde baskın olduğu az kişi tarafından bilinen bir gerçek. Sonuçta Anglo-Sakson dedin mi korkmak lazım. Sordo’nun Ford’a tek yarışlık geçişi açıklanmadan Prodrive 2012 programını güncelleyerek Sordo’nun Yeni Zelanda, Almanya ve İngiltere’de yarışacağını açıkladı. Bu herkes için bir sürprizken nedense ben şaşırmadım. Prodrive, Mini’nin üretici pozisyonu kaybedince hemen rotayı Aston Martin’in Le Mans serisinin son versiyonunun üretimine ve satışlarına çevirdi. Mini’nin geliştirmesinde hala tek isim olmasına rağmen araç satışlarında beklenen rakamların yakalanamaması projeyi artık Autosport İtalya (bildiğiniz Ralliart İtalya) kucağına atma zamanının geldiğine işaret oldu. Sordo gelecek sezon için Ford koltuğuna ısınmak için daha fazla zaman bulacak artık.
Latvala konusuna gelirsek, Volkswagen’in Latvala’yı alması bir mucize olur. Kris Nissen’in açıkladığı gibi “hızlı ama finişe gelemeyen” bir isme ihtiyaçları yok. Hele ki Ogier’in yanına alabilecekleri, Andreas Mikkelsen, Juho Hanninen, Kevin Abbring gibi şampiyon unvanı taşıyan bir çok tecrübeli isim varken. Bu yüzden 2013 sezonunda Loeb emekli olmaz ise pozisyonlar belli gibi. Ford’da Petter Solberg ve Dani Sordo takım pilotları olurken, Volkswagen’de Ogier’in yanına hangi şampiyonun oturacağı belli olacak ki bu da muhtemelen Andreas Mikkelsen olacaktır. Mini’nin resmi takımı olan Autosport İtalya’da beceriksiz Paulo Nobre yerine muhtemelen Latvala’yı alacaktır. Tabi Latvala gerekli parayı bulursa. Asıl soru Loeb emekli olursa. Eninden sonunda olacak elbette ki. Şu an Fransa’da kendi adını taşıyan yarış takımının Le Mans testleri ile meşgul Loeb. Gelecek rotası gayet belli yani.
Dünya’da çok dolaştık birazda Türkiye’ye dönelim. Uzunca bir aradan sonra çok ciddi araçların ve ekiplerin start aldığı bir şampiyona klasik bir Ege Rallisi ile başladı. Bu sefer Avrupa’nın da gözü üstümüzde. Buna Rossetti’nin TRŞ’de yarışması büyük etkenken, ciddi araç parkı da etkili oluyor. Ege startındaki talihsiz olay, Pegasus ve Team 47’nin Fabia’larının yarış benzinlerinin gümrükte takılması, Burak Çukurova ve Ünal Tezel’in çok ucuz atlattığı benzin sızıntısı ile oldukça aksiyonu bir Ege oldu. Volkan Işık ve Luca Rossetti arasındaki müthiş çekişmeden Volkan galip ayrılırken, Çatalca etabında rakiplerinden teknoloji olarak geride olan aracı ile Fatih Kara yarışın bence kahramanı oldu. Yarış öncesi Bozhane’de testlerde aracından memnun olduğunu ve yüzünün güldüğünü görünce “Fatih çok gider” dememi haklı çıkardı. Ben klasiğimi bozmayarak yine İzmir’de olamadım. Kader midir bilinmez ama Ege rallisi tarihinde her sene önemli bir işimi olur insanın! Kısmet diyelim.
Önümüzde Eskişehir Rallisi var. Nevzat Aslan ve ekibi yine harika bir yarış hazırlıyor. Bu seferde biz de ailecek etaplarda yerimizi almış olacağız. Asfalta üstündeki ikinci dans kesinlikle çok daha heyecanlı olacağından herkesi ay sonunda Eskişehir’e bekliyoruz.
Aykut Bilir – RalliTürk Editörü