Ünlü rallici Nejat Avcı’nın kendisi gibi rallici aynı zamanda makine mühendisi oğlu Yağız Avcı… Doğduğundan beri rallinin içinde olan, babasını idol olarak gören, başarılarına her geçen gün yenilerini ekleyen Yağız Avcı ile neden ralliyi seçtiğini, Türkiye’de rallinin geleceğini ve daha bir çok bilinmezi “VipMag” okuyucuları için konuştuk…
Neden başka bir spor değil de ralliyi seçtin?
İlk başlarda futbolcu olmak istiyordum. Hem okul da hem de Galatasaray’ın alt yapısında ilerlemiştim. 12-13 yaşlarımdan sonra ralliye olan ilgim artmaya başladı ve futbol geri planda kaldı. O süreçten sonra tamamen ralliye kanalize oldum. İlk başlarda pist yarışları hoşuma giderdi sonradan işin içine çok fazla girince ralliden başka bir şey düşünemez oldum.
Bu başarının sırrı nedir?
Çalışmak çok önemli ama zorlama olmadan içinizde kendi isteğinizin olması gerekiyor. Babadan oğula geçen sporlarda genelde babanız tarafından baskı altında kaldınız mı sorusu çok sorulur. Tamamen doğal olarak başlaması ve üzerine konması gerekiyor. Çok çalışmak, pes etmemek, hatalardan ders çıkartmak önemli. Bu sporun püf noktası “konsantrasyon”dur. Konsantrasyonunuzu hem yarışa hem de sezona yaymak gerekiyor. İstediğiniz kadar iyi olun konsantrasyonunuzu kaybettiğiniz anda her şey biter. Bunun yanı sıra mekanik hazırlık, takım çalışması ve co pilotunuzla uyumunuz da çok önemli.
Co-pilotların açısından şanslı mıydın?
Ralliye başladığımdan beri babamın çok eski bir arkadaşının oğlu benim co -pilotluğumu yaptı. 8 yıl birlikte çalıştık, çok yetenekliydi. 2011 yılının başında Avusturalya’ya taşındı ve ben yeni bir co-pilotla yoluma devam ediyorum. Bahadır Gücenmez ile 3 sezondur beraber yarışıyoruz.Şuana kadar iyi gitti.
İşin arka kısmında neler oluyor?
Ekip çalışması çok önemli. Sadece pilot ve co-pilotun değil, mekanik ve idari ekibin de en iyi şekilde hazırlanması lazım. Sadece vitrindekiler görünse de işin arka kısmında bir çok insan var. Başarı hepsi bir araya gelince ortaya çıkıyor. Otomobilin iyi hazırlanması lazım. Pilotun kendini hem fiziksel hem de zihinsel olarak hazırlaması gerekiyor, bunların yanında yeteneğinizin ve hızınızın olması gerekiyor. Hepsi birleşince biraz da şansınız varsa ortaya güzel sonuçlar çıkıyor.
Babanı idol olarak görüyor musun?
Tabii ki idolüm. Babam kendimi bilmeye başladığımdan beri önümdeki en iyi örnek. Babam bana her şeyi öğreten hala da bütün yarışlarda yanımda olan kişidir. Ondan öğrendiklerim ve kendimden kattıklarım önemliydi. Babamın söyledikleri her zaman aklıma gelir. Babam, oğlunu dışarıda beklemek yarışmaktan daha zor der…
Şampiyonluklarından bahseder misin?
2006 ve 2008 yıllarında Türkiye genç pilotlar şampiyonu oldum. 2009, 2010 ve 2011 ‘de de Türkiye Ralli Şampiyonu oldum. Bugüne kadar ki üst üste rekor 4’le Ali Bacaoğlu’na ait. Takım olarak da geçen yıl birinci olduk. Castrol Ford Türkiye takımlar birinciliğini kazandık.
Takip ettiğin ralliciler kimler?
Yerli pilotlar zaten belli, başta da babam Nejat Avcı geliyor. Yurtdışından Sebastian Leob’u takip ediyorum.
Ralliyi bayanların yapmasıyla ilgili ne düşünüyorsun?
Bayanda öne çıkan belirli ralliciler var fakat geri planda çok başarılı ve yetenekli bayan pilotlar da var ve iyi otomobillerde yarışıyorlar. Rallinin sadece erkek sporu olarak düşünülmesi yanlış. Bayanların kendilerine göre kategorileri var. Belirli bir yere geldikleri zaman erkek rallicilerle de yarışabiliyorlar. Ralli sporuna renk katıyor, ilgiyi arttırıyorlar.
Türkiye’de ralli sporu nasıl algılanıyor?
Avrupa ile kıyaslandığımızda motor sporları ve ralli oldukça geri planda. Türkiye’de otomobil sektörü bir hayli ilerde ve otomobili seven bir ülkeyiz. Fakat bunu spora yansıtmak biraz güç… Türkiye’de spor deyince akla gelen “futbol” oluyor. Tanıtım anlamında devletten fazla destek görmüyoruz. Tanıtımı doğru yapılıp, insanlara doğru bir şekilde enjekte edilirse ve Türkiye’yi temsil edecek biri çıkarsa Ralliye olan ilgi artacak.
Peki, yarışlara nasıl hazırlanıyorsun?
Uzun vadeli bir süreç gerektiriyor hazırlık. Hazır olmak ve kendinizi hazır hissetmek adına fiziksel hazırlığınızı sürekli yapmak zorundasınız. Onun dışında yarış öncesi önem kazanan beslenmedir. Özellikle enerji veren, karbonhidrat ağırlıklı, mideye dokunmayacak yemeklerin yenmesi gerekiyor. Zihinsel olarak da kendinizi motive etmeniz gerekiyor. Otomobilin içi 50-60 derece sıcaklığa çıkabiliyor, sürekli hareket halindeyiz ve kondisyonunuzun iyi olması gerekiyor. Vücudunuz iyi olursa konsantrasyonunuzu da korumuş oluyorsunuz. Hepsi birbirini tamamlıyor. Otomobil olarak bakıldığında her yarış öncesi otomobiller elden geçirilir.
Hangi arazi koşulları seni zorluyor?
Toprak zemin olarak bakıldığında aslında hepsi birbirinden zor ama alışık olduğumuz zeminler de var. Asfalt zemin olarak bakıldığında ülkemizdeki asfalt kalitesi çok iyi değil. Yağmur yağdığında benim için en zoru ıslak asfalt zemin oluyor.
Ralliyle ilgili hedeflerin neler?
Hedefim uluslararası alanda bir şeyler yapmak. Bu yıl Doğu Avrupa Şampiyonası’nda yer alacağız. Doğu Avrupa Ralli Şampiyonası 4 yarış ve bu benim için bir adım. Türkiye’de de şampiyonlukları arttırarak ilerlemek istiyorum. Babam ralliyi 46 yaşında bıraktı. Ben de 45-50 yaşıma kadar devam ederim diye düşünüyorum. Daha sonrasında mutlaka motor sporları içerisinde yer alacağım. Özellikle bu işin eğitimi konusunda kafamda projeler var onları hayat geçirmek istiyorum.
Motor sporlarıyla ve ralliyle ilgilenecek olanlar geçlere neler söylemek istersin?
Bu spora başlamak isteyenlerin ilk gitmesi gereken yer motor sporlarının eğitiminin verildiği yerler. Şuanda bu işi en iyi yapan Volkan Işık Akademisi. Bu işin eğitimini alıp, mümkün olduğunca yarışların yapıldığı yerlerde yer alıp insanlarla iletişime geçmek, işleyişi ve ortamı görmek çok önemli. Onun dışında ralli değil pist olarak bakarsak çok daha erken yaşta “Go Kart” gibi yöntemlerle aileler çocuklarını yönlendirebilirler. Pist yarışlarına 16 yaşında başlayabiliyorlar. Ehliyet gerekmiyor ama tabii ki onun da eğitimini almak gerekiyor.
Ralli dışında neler yapmaktan keyif alıyorsun?
Tenis ve masa tenisi oynuyorum ve düzenli sahilde koşarım. Film izlemeyi ve sinemaya gitmeyi seviyorum. Sakin ortamlarda arkadaşlarımla vakit geçirip bol bol playstation oynarım. Ralli dışında extra hareketli bir hayatım yok. Sakin yaşamayı seviyorum. Daha yeniyim ama yelkenle ilgilenmek de hoşuma gidiyor. Yarışlarda heyecanı yaşadığımız için normal hayatımızda daha sakin yerleri seçiyoruz.
KAYNAK : Vipmag Dergisi
Röportaj: Eda Sağır
Fotoğraf: Murat Tamay