You are here
Home > MOTORSPORT > Ozan Baş; “Yarış Güvenliği”

Ozan Baş; “Yarış Güvenliği”

Ne zamandır yazacağım diyorum, ama geciktiriyordum. Görüyorum ki; yarın ne olacağım belli değil, artık yazmalıyım.

Nasıl başlayacağımı da bilmiyorum ama ne yazacağımı biliyorum. Camianın farkında olduğu ama kısmen görmezden geldiği bazı güvenlik zaaflarından bahsedeceğim. Hakemlik ve seyircilik yaptığım sürede gözüme çarpan, düzelmeyen, değişmeyen, belki üzerinde tartışılmayan bir kaç tanesini seçtim kendimce. Bunları toparlayıp yazmayı aylardır düşünüyordum, ama go-kart yaparken hayatını kaybeden Sakarya Üniversitesi öğrencisi Tuğba Erdoğan’ın ardından yaşanan ve geçiştirilmeye çalışılan panik havası dağılmadan, dillendirmeliydim.

Ülkemizde takipçi sayısı çok kısıtlı olan motor sporlarının yaygınlaşabilmesi için bir araç ta go-kart pistleri. Bunlardan TOSFED lisanslısı da var, kapalı-açık AVM otoparkında derme çatma olanı da, gerçek yarış pisti işletmecilerinin tam teşekküllü işlettikleri de. Genellemekten kaçınırım, ancak turladığım pek çok pistte (lisanslı-lisanssız) işletmeci kimi zaman kasksız da turlayabileceğimi, kemer de takmayabileceğimi, genelde de takılmadığını söyledi. Yanlış bir iş yaptıklarını söyleyerek tek kullanımlık balaklavalarından birer tane eksilttim. Ama sadece ıslak zeminde zevk aldığım halde kullandıkları kasklara güvenip gazlamak aptalcaydı.

Kim ne derse desin, motor sporlarının en masumane hali bile, yanlış ve eksik önlemler alındığında ölümcül sonuçlara neden oluyor. Bir motor sporları kültürü olmayan ülkede bu risk çok daha büyük.

Bunun örneklerini devamlı yaşıyoruz. Kimi zaman şanslı bir şekilde atlatılırken, kimi zaman sporun, yada bir dalının tüm tarihinin değiştiğine şahit oluyoruz. Ama her zaman şanslı atlatılan durumlardan ders çıkarmamak gibi bir yanlışımız var.

Monte CarloAklımdaki, hakkında yazmak istediğim örnekleri sıralayayım.

İnşaat demirinden jütler. Başka kaç ülkede kullanılıyor bilmiyorum, daha güvenli ama pratik olmayacağı düşünülen bir alternatifi ile değiştirilmesi gerekiyor. Rautiainen ucuz atlattı diyebiliriz. O jütler aracın içine alttan girebileceği gibi, mesela takla atan bir aracın tavanından, yan yada ön camından, bir kısmı hala yere çakılıyken de girebilir.

Monte Carlo Rallisi’nde kullanılan, seyircilerin durmaması gereken yerleri işaretledikleri küçük tabelalar…

Taner SengezenerPist Genel Güvenliği

İlgili tek bir örnek, etrafa uçuşan parça tesirli lastikler (bariyer diyemeyeceğim). Taner Şengezener’e tekrar geçmiş olsun, ama gerçek geçmiş olsun pist işletmecisine ve güvenliğinin denetleyicisine; seyirci otoparkına doğru saçılan, kümes tellerini yıkıp geçen (evet pistteki tel çitler, kümeste kullanılanların aynısı, abartısız) bir sürü lastiğin hiç kimsenin zarar görmesine neden olmadığı için. Bugün, bu kazanın üzerinden kaç ay ve kaç yarış geçmesine rağmen bırakın güvenlik zaafının giderilmesini, o çitler doğrultulmuş bile değiller.

PinarbasiYarış güvenliği adına gördüğüm tek olumlu adım, A-B-C lisanslı hakemlerin ücretlerinin özel kupa düzenleyicisi yerine federasyonun ödemeye başlaması ve böylece kule başına 1 (yazıyla: bir) hakem tasarrufunun aşılmış olması. Neredeyse hiç sıklıkta hakemlik yapmama rağmen 2 yarışta, bir kulede, bir başıma bulundum. Bir elimde telsiz, diğerinde bayrak, 3 kule arası uygulayabildiğim, görebildiğimden fazlasını kaçırmışımdır. Hele ki geceye kaldıysa bir yarış. Düşünün ki bir yarış, program sarktığı için startı kararmaya yüz tutmuş bir havada verilen. Işıklı/fosforlu numara etiketleri olmayan, bir kısmının farlarının dahi olmadığı araçların yarıştığı, renkli ışıklı bir bayrak sistemi kurulu olmayan, belirgin şeritlerinin, herhangi bir yol aydınlatmasının olmadığı bir pistte, gecenin karanlığında bir yarış. İzmir’de bir ilk. Şanslı bir ilk. (Daha önce gece pist yarışı yapılmadığını duayen Atilla Özgen’den öğrendim) Çünkü yarıştan sonra sorduğum yarışmacılar, sallanan bayrakların hiç birini görmediğini söyledi. Geçmiş olsun, büyük şans.

Event 01 of the Australian V8 Supercar Championship SeriesPeki görev kime düşüyor? Ticari boyutta sıkışıp kalmış işletmeciye mi? “Show must go on” diyen direktörler ve baş gözetmenlere mi? Federasyona mı? Kim sorumluluk üstlenip bu yanlışları ve eksiklikleri giderecek yada üstüne gidecek, bilmiyorum. Kimseyi direk olarak da suçlamıyorum. Ama dile getiriyorum, getirmeliyim ki “bişi olmas”la geçiştirilmeyeyim, kimsenin canı yanmadan önce bir şeyler değişsin.

Tüm yarışmacılara, organizatörlere, gözcü ve gözetmenlere, seyircilere ve ilgili ama anmadığım tüm motor sporları cemaati mensuplarına hiç üzülmediğimiz, bol çekişmeli, bol heyecanlı bir sezon dilerim.

copyleft: “oyunbozan” Ozan BAŞ * Şubat 2013

Top