You are here
Home > VIDEOS > Aykut Bilir; “Avrupa Krizi Etapları Kavuruyor”

Aykut Bilir; “Avrupa Krizi Etapları Kavuruyor”

Başlıktan bakınca herhangi bir günlük gazetenin iç daraltan ve karamsar ekonomi haberini okuyacak hissi yarattığının farkındayım. Ama gerçekler “Kapıkule”’ye dayanmış durumda.

Son aylarda Yunanistan krizi ile günlük hayatta sürekli bahsedilir hale gelmiş olan Avrupa krizi hiç olmadığı kadar motorsporlarını özellikle maliyetlerin ve bütçelerin kocaman olduğu ralli parkurlarını feci biçimde vurmuş durumda. Geçtiğimiz ay sizlere Peugeot Portekiz gibi çok çok önemli bir garajın kapandığını duyurmuştuk. Bugüne kadar Portekizli birçok önemli ismin yetişmesine sebep olan takım tamamen “maddi sebepler” ile hüzünlü bir biçimde tarihteki yerini aldı. Bunun etkisini atlatmadan Peugeot İngiltere takımı kapattığını duyurdu. Onun sebebi her ne kadar yapılan yatırımı heba eden Guy Wilks gibi dırdırcı bir pilot olsa da önemli bir kayıp. Tabi burada Peugeot Portekiz’in kendine ait bir garajı ve ekibi olması ama İngiltere’nin Kronos Racing’den hizmet satın alması farkı da gözden kaçırılmamalı. Şu an benzer bir durum Thierry Neuville gibi önemli bir yeteneği yetiştiren Peugeot Belçika’da da söz konusu. Muhtemelen Neuville Peugeot’dan destek bulamayıp ya Skoda’nın yolunu tutacak ya da Quesnel’in yeni yıldızı olarak Citroen’e geçecek. Neuville konusunu daha sonra ayrıntılı biçimde yazacağım.

IRC’de durum sadece takımların kapanmasından ibaret değil elbet. Baktığınız zaman IRC’nin İnterkontinental olan kısmı kalmadığını görmek zor değil. Eurosport Events şampiyonanın düzenleyicisi olarak “bütçe” sıkıntıları yüzünden yarışları Avrupa merkezli hale getireceklerini hatta 2013’de ERC ile birleşme hevesinde olduklarını açıkça dile getirdi. İşe birazda WRC yönünden bakınca durumun vahimiyeti daha da belli oluyor.

Hepimiz Volkswagen’in ralli parkurlarına dönme haberi ile heyecana kapılmış ve şampiyonada dört fabrika takımının mücadelesini düşünerek mutlu olmuştuk. Ama Alman devinin ayak seslerinin gürültüsünden Mini ve Ford’un sıkıntılarını duyamaz olduk. Mini projesinin patronu ve Prodrive’ın sahibi David Richards’ın proje konusunda BMW ile uzun süredir sıkıntı yaşadığını birçok kez yazdık. İlk sıkıntı BMW’nin sözünü verdiği motor geliştirme konusunda isteksiz olması ve yeni bir heyecan olan DTM serisine odaklanmaları idi. Bu yüzden en sonunda motor geliştirme olayı da Prodrive’ın omuzlarına kaldı. Tek sorun elbet ki bu değildi. BMW proje için oldukça önemli olan maddi desteğini “damlalıkla” verince Richards iyice bunalıma girdi. Yeterli sayıda araç satabilmek için Prodrive’ın merkezinin bulunduğu Banbury’e uğrayıp herkese ücretsiz bir Mini WRC testi hizmeti sunuyor. Buna rağmen satışlar hala hayal kırıklığı seviyesinde. Önümüzdeki sezon için British Petrol (BP) ile anlaşmak için çırpınan takım hala istediği meblağda bir çek alamamış olsa da Mini WRC’nin BP brandingli halini Monza’da hepimiz görmüş olduk. Ama bu hala Mini takımının sezon açılış Monte Carlo hatta İsveç’de start alacağının garantisi olmadığını da hatırlatayım.

Asıl büyük problem ise M-Sport ve Ford arasında. Biraz eskiye bakacak olursak Ford uzun yıllar boyunca WRC’de Citroen gibi fabrika düzeyinde çalıştıktan sonra ralli departmanını kapatarak işi Malcolm Wilson ve M-Sport’a 1997’de ihale etmişti. 14 sezondur başarı ile süren ortaklık son aylarda çatlaklara uğramış ve Ford bir türlü gelmeyen başarı karşısında sopayı abanın altında çıkardı. Wilson ve ekibi uzun süren bir anlaşma koparmaya çalışırken, Ford tam tersine bol opsiyonlu ve kısa vadeli başarıya endeksli bir sözleşme arzusunda. Sorunu çözmek için sadece yedi (19 Aralık FIA’nın takımlar şampiyonası kayıtları için son gün ki normalde 12 Aralık idi.) günlük bir süreleri kaldı.

Başta dediğim gibi bir dört fabrika takımı için sevinirken eldeki iki tanesini de kaybetmek üzereyiz. Bu tamamen Avrupa’daki ekonomik krizin sonuçları. Ne yazık ki bu durum 2013 sezonu içinde hiç iyi sinyaller vermiyor.

Ekonomik ve karamsar konulardan biraz uzaklaşıp ülkemize dönelim. Geçtiğimiz haftasonu İstanbul Ralli Kupası sonunda start aldı. Bu sene geçtiğimiz senelerden farklı olarak güneşli ve kuru bir hava etaplardaki seyirci sayısına olumlu katkı yaparken ekipleri kırıcı zemin ile zorladığını söyleyebiliriz. Bu sezon başa koşan dört çekerler kadar, iki çeker kupasında da önemli bir çekişme söz konusu. Berkay Şavkay deneyimli bir isim olan Macit Gür ve Punto S1600 ile başı çekerken, Ferhat Tanrıbilir Fiesta R2 ile, Murat Günarslan C2 ile ve Tezcan Dalfidan şampiyonluk yaşadığı Fiesta sı ile saniyeler içinde mücadele ederek hepimizi heyecanlandırdılar. İSOK bu sezon 3 ayakta 3 farklı rota ile bence kompetisyonu önemli ölçüde arttırdı. Cumhuriyet ve Riva’nın ters geçilişleri düzleri kadar keyifli. Bu hafta koşulacak olan ikinci ayağın zaman çizelgesi hepimizin aklına çok tanıdık etapları getiriyor. Birkaç gün daha sabredip hepimiz öğreneceğiz.

Aykut Bilir – RalliTürk Editörü

Top