2011 sezonunun sonuna hızla yaklaştığımız ve hala yaz güneşinin ensemizde boza pişirdiği bu harika günlerde, ralli camiası hem içeride hem dışarıda o kadar karışık ki, insan nereden yazacağını bilemiyor. Biz yine WRC’den başlayıp, ülkemize kadar gelelim.
Pasifik Okyanusu’nun güneyi, geçen sene olduğu gibi bu sene de Citroenler’in başına bela olmaya devam ederken, bu sezon uzun seneler ardından neredeyse Fransızların sıfır çektiği ilk yarış oldu. Hatırlamayanların hafızalarını tazelemek adına, geçen sezon Yeni Zelanda’da Loeb lider, giderken bir köprüye sol taraftan çarparak aracına hasar vermiş ve yarışı Ford’tan Latvala kazanmıştı. Avustralya Rallisi’nin ilk günü tam anlamı ile kabus gibiydi. Yoğun yağmur etapları inanılmaz kaygan hale getirirken, Loeb’in bir anlık gözünü yoldan ayırması, takla atarak liderliği bırakmasına sebep oldu ki, gün bitmeden takım arkadaşı Ogier’de aracının radyatörüne hasar verip bütün yarışı, Ford’un Finli pilotlarına hediye ettiler. Super Ralli ile geri dönseler de, Citroenler ancak 10 ve 11’nci sıralar ve Loeb’ün kazandığı puan etabı ile yetinmek zorunda kaldılar. Ogier her zamanki gibi yavaşlatılıp Loeb’ün bir üst sıraya tırmanarak puan almasından şikayetçi olarak takım oyuncusu olmadığını gözler önüne sererken, Latvala kazandığı dokuz özel etap ile yarışı kazanmayı sonuna kadar hak etmişken, yavaşlayıp şampiyonluğa daha yakın olan takım arkadaşı Hirvonen’e yol vermesi ile takdirleri topluyordu. Evet, mücadele artık iyice kızıştı. Loeb ve Hirvonen arasında 15 puan fark, hataya yer olmayan son üç yarışa işaret ediyor.
Bu son üç yarışın ilki Fransa. Tamamı asfalt ve Loeb’ün evinde koşulan bu yarışta Loeb şüphesiz favori. Atlanmaması gereken konu ise Ford’lar doğru lastik seçimi yapabilirse, asfaltta hiç de yavaş olmadıkları. Almanya Rallisi’ndeki zamanlar bunu doğrular nitelikte. Sorun Ogier’in kimseyi takmayıp sonuna kadar şampiyon vatandaşını sıkıştırıp yine puan kayıplarına mı sebep olacak, yoksa takım oyuncusu gibi davranıp arkasını mı kollayacak? Fransa sonrası takımlar İspanya ve Galler ile sezonu tamamlayacak.
Arada Mini’yi atlamayalım. Herkes Almanya’da Miniler’in performansını “Fordlar’ı bile geçtiler.” olarak yorumlarken ben olayı “Fordlar hata yapmasa idi, çok zordu.” şeklinde değerlendiriyorum. Evet, Dani Sordo Almanya’da her zaman başarılı sonuçlar almış, önemli bir asfalt pilotu ama Mini’nin motorunun güçsüzlüğünden hala şikayetçi. Mini, İspanya ile parkura geri dönecek. Burada tam güçlerini karşılaştırma şansı bulacağımıza inanıyorum. Şampiyonluk mücadelesinin de Galler’e kadar uzamasını arzu ediyorum ve IRC’e atlıyorum.
IRC’de çarşı cidden karışık. Lider olan 2010 Şampiyonu Hanninen, Macaristan’da koşulan Mecsek Rallisi’nde start almayarak yerini takım arkadaşı Jan Kopecky ve gençlere hala taş çıkartan Freddy Loix’a bıraktı. Takımlarda Skoda sahip olduğu puan avantajı ile rahat. Sonraki mücadele San Remo Rallisi ve bu yarışa Hanninen de giriyor. Ama dikkat edilmesi gereken pilot kesinlikle Macaristan’ı baştan sona önde götürüp son etaplarda hata yapan Skoda İngiltere pilotu Norveçli Andreas Mikkelsen ve yarışın son etabında tabiri caiz ise “şalteri kapatıp” tapa gaz giden Belçikalı genç isim Thierry Neuvvile. Neuville’ın 0.8 saniye ile yarışı ikinci bitirmesi San Remo’da elini biraz daha erken ısıtması ile bir zafere dönüşebilir. Bu arada FFSA destekli Mini WRC’den inen Pierre Campana da Peugeot 207 Super2000 ile San Remo’da start alacak. Ekipler için şu ana kadar İtalyan şampiyonu Paolo Andreucci’nin kayıt yaptırmaması şans olarak görülüyor. Aldığım duyumlara göre şampiyon bu yarışta start almayacak. Son gelen haberlere göre de sezonun kapanış yarışı olan Güney Kıbrıs Rallisi’ne para ödüllü Altın Etap bu sezonda eklenecek. Yarışın organizatörleri ekipler tarafından çok ilgi çekmeyen bu yarışı cazip hale getirmek için ödül yolunu kullanmaya devam ediyorlar.
ERC’ye baktığımızda son iki ayakta start almayan gönüllerimizin İtalyan paşası Luca Rossetti koltuğunu vatandaşı Luca Betti’den geri almak için Polonya Rallisi için marşa basıyor. Yarış tamamı toprak ve çok hızlı. Polonyalı pilotlar arasında kazanması zor bir yarış olsa da Rossetti yarışın net favorisi. Betti ile arasında sadece üç puan fark olması kalan yarışlarda alacağı değerli puanlar ile üçüncü ERC şampiyonluğu yolunda olduğunu gösteriyor. Geçtiğimiz haftalarda Rossetti yaptığı açıklamalar ile bütçe problemleri ve artık eski versiyon olan Fiat Abarth Punto Super2000 ile ancak ERC’yi takip edebildiğini söylüyor. Duymayanlara söyleyeyim ki Abarth’ın Punto Super2000 için EVO5 motor güncellemesi yapacağı haberleri doğrulanmadı ve henüz böyle bir çalışma yok. Zaten kısa süre sonra tarih olacak atmosferik iki litrelik motor için tekrar yatırım yapmak ne kadar mantıklı. Abarth grubu tamamen 500’e odaklanmış durumda. Pist ve rallilerde başta İtalya, İsviçre ve Fransa olmak üzere büyük kupalar düzenlemeye devam ediyorlar. Bize gelir mi acaba diye düşünenlere hemen cevabı vereyim. Olmaz öyle şey.
Sonunda girdik Kapıkule’den içeri. Türkiye’de neler oluyor derseniz, yaz uykusundan uyanma vakti geldi. Ramazan başı ile uykuya giren yarışlar, Hitit Rallisi’nin ertelenmesi ile iki aylık kocaman bir boşluğa sahip oldu. Sırada Eskişehir Rallisi var. ESOK geçen sezonda yaptığı toprak zeminli mahalli yarış ile büyük sükse yapmış ve bileklerinin hakkı ile ulusal takvime girmişti. Bu sefer iş daha zor çünkü yarışın tamamı asfalt zeminde. Etaplar şehre ve birbirine çok yakın bu da etaplarda bolca seyirci göreceğimizin habercisi. 2010 ve 2011 Ege Rallisi’nde zafere ulaşan Burak Çukurova bu yarışın favorisi. Ama şu da var ki Yağız Avcı, Çukurova’yı bir saniye bile rahat bırakmayacaktır. Yukarılardaki mücadeleden çok ESOK’un amatör pilotlar geniş imkanlar ile açtığı mahalli klasmanda bir çok ismi Eskişehir’e çekerek müthiş bir mücadeleye sahne olacağı şüphesiz. Ayrıca hepimizin duyduğu dedikoduların gerçek olup olmadığını da start listesi ile görme şansımız olacak.
En son olarak da Tırmanma sezonunun en görsel ve heyecanlı yarışlarından bir olmaya aday, bu cumartesi koşulacak olan Kartepe Tırmanma’dan söz etmeden olmaz. Kategori 1’de Yaşar Abay ve Taner Canbolat şampiyonluk için çekişirken, Abay’ın Palio’su NEO MOTORSPOR garajında baştan aşağı yenilenmiş. Kategori 2’de ise yakın dost ama bir o kadar da rakip olan Bülent Gürkan ve Ümit Kemal Çoşkun’un şampiyonluk savaşına tanık olacağız. Muhtemelen yarışın en flaş katılımcısı Porsche 997 GT3 ile start alacak olan Ümit Ülkü olacak. Kartepe’nin meşhur “U” virajlarında Porsche izlemek her zaman nasip olmaz. Kaçırmamanızı tavsiye ederim.
Benden şimdilik bu kadar, sizlerle etaplarda görüşmek üzere.
Aykut Bilir – RalliTürk Editörü