You are here
Home > MOTORSPORT > WRC’de Kazan Kaynıyor

WRC’de Kazan Kaynıyor

2011, Dünya Ralli Şampiyonası’nda uzun zamandır hayal edilen mücadeleye “en yakın” geçen sezonlardan biri oldu. En yakın diyorum çünkü, Loeb uzak ara şampiyon olamadı, şampiyonluk düğümü son yarışa kaldı. Hatta son yarış da inanılmaz olaylar yaşandı.

Uzun zamandır birşeyler yazmıyordum, zira yazmaktan çok sıkıldım ve yoruldum. Aslında yazacak pek bir şey de yok ama Dünya Ralli Camiası’na Sebastien Ogier’in girmesiyle, spor yeni aykırı çocuğuna kavuştu da, konuşacak bir şeyler ortaya çıktı.

Malum, Aykut’la beraber RalliTürk’te Türkiye ve Dünya haberlerini takip ediyoruz. Sizlerle haberleri paylaştıkça, biz de konulara iyice hakim oluyor ve durumlar üzerine düşünmeye başlıyoruz.

Kendimce, Loeb-Ogier-Hirvonen şeytan üçlüsüne bir değinmek istedim…

Fransızlar’dan hiç hazzetmem, çok farkında olunmasa da Dünya’nın milliyetçi ırkıdır bu Fransızlar. Ama yiğidi vur öldür ama hakkını yeme demişler. Adamlar bu ralli işini çok iyi beceriyor. Otomobil geliştiriyor, pilot yetiştiriyor, daha bir sürü iş yapıyorlar. Çünkü ralli sporu onlarda büyük endüstri halini almış durumda, bir sürü adam bu işten hayatını kazanıyor.

Yıllarca spora damgasını vuran; Jean Ragnotti, Didier Auriol, Francois Delecour gibi isimlerden sonra Fransızlar farklı bir galaksiden gelme olduğunu düşündüğümüz Loeb’ü yarattılar. Mükemmel bir işti Loeb onlar için. Tüm rekorları alt üst etti, ne var ne yok kırdı.

Ancak sistemin gereği olarak, Loeb’ün veliahtı çalışmaları da çok erkenden başladı ve Ogier üzerindekiler çalışmalar başarıyla sonuçlandı. Önce JWRC, ardından Citroen Junior WRC Team derken en son Citroen Sport WRC pilotu olarak takıma girdi. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesap eden Citroen Ralli Çakalları, Ogier’in hırsı ve belki de şımarıklığını göz ardı etti yada görmezden geldi. Her ne kadar, Ogier çok hızlı bir pilot olsa da, bir takımda 2. pilot olmak demek, 1. pilota destek vermek demektir. Yani 1. pilotun şampiyonluğu için çalışmak demektir. Biraz açmak gerekirse, diğer takımdan şampiyonluk adayı olan pilotun önünde gitmek, araya girmek, rakibe az puan aldırmak. Lider giderken, kazabileceği yarışta birinciliği 1. pilota devretmek yada bulunduğu pozisyonu 1. pilota devretmek gibi. Bir laf vardır, “ya bu deveyi güdeceksin yada bu diyardan gideceksin.” Ogier; gütmedi, gitti.

Ogier, maalesef bu konularda sınıfta kaldı. “Ben daha hızlıyım” diye düşündü ki, takım emri gibi uygulamalara pek kulak asmadı. Sezon arasında çok defa kulağı çekildiyse de, bazı şeyleri zaruriyetten dolayı yaptı. Sporu yakından takip edenler, Ogier’in sezon sonu gönderileceği zaten çoktan tahmin etmişti.

Loeb-Ogier çekişmesine benzer bir çekişme 1995’te Subaru Takımı’nda yaşanmıştı. Aynı takımda şampiyonluk için yarışan Carlos Sainz ve Colin McRae, kendi içlerinden de bir mücadeleye girişmişti. Ancak Loeb-Ogier’den farklı olarak, Colin ve Carlos’un şampiyonluk ihtimali bulunuyordu. Halbuki Ogier’in şampiyonluk şansı hiç yoktu. Böyle bir durumda Colin’e, Carlos’a yol ver, destek ol denilince Colin buna itiraz etti. Hatta bunun görüntüleri de var. Servis alanında takım emri alan Colin McRae, sağa solu tekmeleyip, küfür etmiş ve hem babası Jimmy McRae hem de ProDrive patronu David Richards’la tartışmıştı. Ama takım emrine “hayır” diyen Colin McRae, 1995 yılını da “şampiyon” olarak tamamlamayı başarmıştı. Loeb-Ogier ve Colin-Carlos arası takım emri polemiğindeki fark buydu.

Konuya dönecek olursak; Ogier’in şu an takımı yok. Ford’tan çok ciddi bir para istediği söyleniyor. Mini’nin de iyi bir bütçe verebileceğini hiç sanmıyor. Zaten otomobil de henüz rekabetçi değil. Bütçe sorunu olmadığını düşündüğüm VW’nin de Ogier’i aklından geçirmesi olası bir durum olsa da, Carlos Sainz’in laf söz dinlemeyen bir adamla uğraşacağını pek sanmıyorum. Petter’le anlaşma imzalandı. Onun yanına, hazır yetişmiş pele Hanninen gelir bence.

Diğer yandan Fransız Ralli Çakalları; Ogier’in üstünü çizince, yerine hemen bir adam yetiştirdi. Thiery Neuville, bence Ogier’in yerine alacak adam olarak seçildi.

Hirvonen’in Citroen’e transferiyse şaşırtıcı bir durum oldu. Ama kendimi Hirvonen’in yerine koyunca şöyle düşünüyorum; “Bu saatten sonra şampiyon olamayacağım zaten. 2. pilotluğa razı olup, 2 yıl daha direksiyon sallarım. 2014’te de emekli olur, çocuklarıma vakit ayırırım.”

Hirvonen doğru bir hareket yaptı bence. Kariyerinin son 2 yılından en güzel otomobile binecek, parasını alacak ve jübilesini yapacak.

Ford da, Latvala’yı 1. pilot yaptı zaten. Markko Martin’in yetiştirdiği Ott Tanak da, doğru seçim olduğunu az da olsa İngiltere Rallisi’nde gösterdi. Fakat sürpriz bir şekilde Ogier, Ford’a geçerse; 1. pilot kim olacak? Ogier mi, Latvala mı? Ogier’in gittiğin yerin karışma ihtimali yüksek, o yüzden takım patronları bu konuya ihtiyatlı yaklaşıp, çok kez düşünüyordur. Ford, Latvala+Tanak olabilir ama Latvala+Ogier olursa, Tanak da 3. pilot olarak yarışacaktır. Boşuna 5 yıl sözleşme yapmadılar.

Mini, Meeke+Sordo ile yoluna devam eder gibi görünüyor.
VW, Solberg+Hanninen gibi sanki.
Citroen, Loeb+Hirvonen oldu bile.
Ford, Latvala+Tanak ihtimali üzerinde.
Ogier ???

Belki de Ogier, IRC yapar. Yapar mı?
Yakında göreceğiz.
Dünya Ralli Camiası, bir ralli starını henüz parlatmışken, bir anda kaybedecek mi?

Okuyup, vakit ayırdığınız için teşekkür ederim, uzun zamandır aklımdan geçenleri, sizler paylaşmak istedim…

MURAT 😉

Top